Çocuklara Doğa Bilinci ve Çevre Eğitimi Nasıl Verilir?

0
105
doga-cevre-egitimi

Doğa ve Çevre Uyandı, Sizde Uyanık Olun…

Doğa Bilinci ve Çevre Eğitimi bir insanın hayatında olmazsa olmazlardandır. Dijital çağın hızlı yaşandığı bu dönemlerde dünyamızda çevreyi ve doğayı pek önemsemediğimiz kesin. Çevremize baktığımızda ağaçlardan çok binalar görüyorsanız olayın ciddiyetini anlamanız gerekmektedir.

Makaleyi yazdığım bu günlerde güzel ülkemde Tarkan ve Zeytinlik tartışmaları sürerken, Nasa Mars’ta patates ve sebze yetiştirmeye çoktan başladı. (Dünyada ekilecek yer kalmayınca, başka bir gezegende çifçilik yapılmaya başlandı). Ama sevinmeyin hemen bu dünyanın düzeni böyledir önce ekerler sonra sökerler…

marsta-sebze-yetistirmek
Marsta Kurulan Sera

Özellikle bahar aylarının gelmesi ile birlikte doğa canlandı ve ağaçlar çiçek açarak her taraf tatlı bir yeşilliğe büründü. Havalar ısınmaya başladı, kuşlar yeni doğmuş yavrularını uçurmaya başladı, ağaçlar usul usul meyvelerini vermeye başladı, kısacası tabiat ana her şeyi ile uyandı ve uyanmaya da devam ediyor.

Sizde bu uyanmaya kayıtsız kalmayın, bir şeyler yaparak katkıda bulunun, yani insan olmamızın gereği her mevsim toprağa ve çevremize kendimizce bir şeyler katalım istiyorum. Hatta bu katkınızı çocuklarınıza öğretmelisiniz ki onlarda sizden öğrendiklerini gelecek nesillere aktarsınlar.

doga-bilinci-ve-cevre-egitimi
Doğa Bilinci ve Çevre Eğitimi Önemli

Ağaçlarda insanlar gibi, doğar, büyür ve ölür fakat kesilmez…

Ben bu yazımda; Doğaya küçükte olsa bir katkı sağlamak, bilinçli ve paylaşımcı nesillerin yetişmesine katkıda bulunmak adına, çocuklarımız veya kendimiz için hobi amaçlı bahçe ve bitki yetiştirmenin püf noktalarından ve öneminden bahsedeceğim.

Değerli dostlar, malumunuz doğa ve çevre üzerinde barındırdığı ağaçlara belli bir ömür biçiyor, belli bir zamandan sonra onlarda tıpkı insanlar gibi yaşlanıyor, kuruyor, meyve vermemeye başlıyorlar ve nihayetinde de ölüyorlar, bahtsız ağaçlar ise betonlara kurban ediliyor ve kesiliyorlar. Elbette ki bu doğal döngü doğa ve çevre için hiç ama hiç istemediğimiz bir durum. Hal böyle olunca bu kaçınılmaz döngüye katkıda bulunmak, yeni fidanlar dikerek doğayı canlandırmak biz insanlar için kaçınılmaz önemli bir görev haline geliyor.

Bilinçli ve sorumluluk sahibi insanlar olarak,  fidan dikmek, yaşlı ağaçlara bakım yapmak, yeşili korumak, çevreye duyarlı olmak bizim asli görevlerimiz arasındadır. Gücünüz nispetinde bunları yapmak faydalıdır isterseniz doğaya ve çevreye bir hobi bahçesi yaparak da katkıda bulunabilirsiniz.

Yeri gelmişken yüce dinimizin de ağaç dikme konusunda oldukça hassas olduğunu belirtmek isterim. Müsaade ederseniz bu konuda size bir kaç hadis nakletmek isterim.

İslam’da Doğa Bilinci ve Çevre Eğitimi

Detaylı bir araştırma yapıldığında görüyoruz ki dinimiz İslam, Doğa ve Çevre hakkında biz insanları bilinçlendirmek ve teşvik etmek için bir takım ayetler ve hadisler ışığında insanlara hitap etmiş bu konuda öğütler vermiştir.

İslamın doğa ve çevre ilişkisine ne denli önem verdiğini daha iyi anlayabilmek için aşağıdaki hadisleri sizinle paylaşmak isterim.

islamda-cevre-bilinci

Ağaç dikmek ile ilgili hadisler;

* “Kıyamet kopmaya yakınken elinizde bir ağaç fidanı varsa ve onu dikmeye vakit bulabilirseniz onu dikin”. (Ahmet b. Hanbel, Müsned, III, 184, 191)

* “Kim bir ağaç dikerse onun için ağaçtan hasıl olan ürün kadar Allah sevap yazar.”(Ahmet b. Hanbel, Müsned, 5/415)

* “Her kim boş, kuru ve çorak bir araziyi ihya ederse bu amelinden dolayı Allah tarafından mükâfatlandırılır. Herhangi bir canlı ondan faydalandıkça orayı ihya edene sadaka yazılır.” (Münavi, Feyzu’l-Kadir, 6/39)

“Müslümanlardan bir kimse bir ağaç dikerse o ağaçtan yenen mahsul mutlaka onun için sadakadır. Yine o ağaçtan çalınan meyve de onun için sadakadır. Vahşi hayvanların yediği de sadakadır. Kuşların yediği de sadakadır. Herkesin ondan yiyip eksilttiği mahsul de onu dikene ait bir sadakadır.” (Müslim, Müsakat, 7-10, 12)

agaclarin-cicek-acmasi

Seninde bir yeşil sermayen olsun istemez misin?

Çevremizde veya bahçemizde gördüğümüz meyve ağaçlarını dedelerimiz ve babalarımız dikti, biz ise şimdi meyvelerinden ve gölgesinden faydalanıyoruz. Şimdi ise ağaç dikme sırası bizde, biz ve çocuklarımız, meyve ağaçları dikecek, meyvelerinden ve gölgesinden bizim torunlarımız faydalanacak.

İşte böylece bu yeşil sermaye (Yeşil Sermaye derken yanlış anlaşılmasın ağaçtan bahsediyorum) sayesinde, nesilden nesil’e geçecek bir hayır zincirini oluşturmuş olacağız. Öyle ki yaptığımız bu hayır işi, biz öldükten sonrada amel defterimizin iyilik hanesine, kıyamete kadar sevap olarak işlenip duracak. Kim istemez ki böyle bir şeyi?

Ben şahsen evimin önündeki veya köydeki babamın ve atalarımın diktiği ağaçların bakımını yapar, onlarla ilgilenir mahsulünden yiyerek atalarıma rahmet dilerim. İsterim ki ben göçtükten sonra evlatlarımda benim diktiğim fidanlara bakıp büyütsün ve bu hayır zincirini onlarda kendi evlatlarına nakletsinler. Bu yüzden bu doğa ve çevre bilincini evlatlarımıza da aşılamamız şart.

Zaten biz insanoğulları demez miyiz “Topraktan geldik yine toprağa döneceğiz” bu yüzden topraktan uzak durmak insanoğlunun fıtratına ters düşüyor gibi geliyor bana…Toprağı bu denli benimsemek için belki de bu yüzden “tabiat ana, toprak ana” gibi deyimleri kullanıp durduk.

Ayrıca toprakla uğraşmanın, yeşille ve doğa ile haşır neşir olmanın faydalarını hepimiz az çok biliriz. Bu açıdan bakılınca çevre, toprak ve doğa ile uğraşan çocuklarımız  hem bilinçleniyor hem de sahiplenme ve merhamet duygusunu geliştiriyor.

Doktorlar ve bilim adamları toprağın elektriği ve stresi aldığını, toprakla uğraşmanın insanı rahatlattığını, insana paylaşma ve merhamet duygusu verdiğini, en önemlisi de sorumluluk ve sahiplenme hissiyatını geliştirdiğini sık sık söylemektedirler.

cevre-egitimi

Benim Sâdık Yârim Kara Topraktır…

Bir tarih kitabında okumuştum, Osmanlı dönemini anlatan bir kitapta, kasaplık yapanları belli bir müddet bahçe işlerinde çalıştırıyorlarmış. Yani kanla, kesmeyle, etle uğraşan kasaplar, toprakla uğraştıklarında psikolojileri değişiyor ve naif bir insan oluyorlarmış.

Aşık Veysel’in Kara Toprak adlı şiirinden iki kıta paylaşmak isterim müsaadenizle;

Âdem’den bu deme neslim getirdi

Bana türlü türlü meyve yedirdi

Her gün beni tepesinde götürdü

Benim sâdık yârim kara topraktır

 

Karnın yardım kazmayınan belinen

Yüzün yırttım tırnağınan elinen

Yine beni karşıladı gülünen

Benim sâdık yârim kara topraktır

Şiirin tamamını okumak isteyenler buradan okuyabilirler…

asik-veysel

Doğa ve çevre bilinci insanın gelişimine ne gibi katkı sağlar?

Değerli dostlarım; Bu başlık altına uzun uzadıya bilimsel bir makale yazmayacağım, fakat size bu durumu daha iyi ve kısaca anlatabilmek için, sadece iki büyük insanın bizzat bana anlattıkları hayatlarından kısa kesitler sunacağım.

Doğa ve Merak…

Değerli insanlardan ilki 83 yaşına 105 kitap sığdırmış, Türk sanat tarihi profesörü, akademisyen ve yazar Nurhan Atasoy hocam… Kendisine bir seminerinde hocam bu merak ve azmi nereden aldınız, nasıl yazıyorsunuz soruma cevaben aldığım sözleri;

Rahmetli babam beni alıp sürekli ormanda gezdirir, ağaçların ismini tek tek öğretirdi. Sonra ki gezdirmesinde ise ağaçların ismini bana sorardı bende ona anlatırdım. Doğada veya ormanda yürümek, doğayla iç içe olmak insanın zihnini geliştirir ve merakını arttırır.

Ben araştırma ilmimi Rahmetli babamdan böyle öğrendim, bir anlamda babam bana “merak ve araştırma” işini öğretti diyebilirim, tabi ki bunları da doğa ile yaptı.

Yeri gelmişken hocamızın kulaklarını çınlatalım:) bu değerli sözlerin sahibi değerli Nurhan Atasoy hocama sağlıklı ve uzun ömürler diliyorum.

nurhan-atasoy-muzaffer-cevik
Prof.Dr.Nurhan Atasoy ve Muzaffer Çevik

Said Paşa Köşkünün Bahçesi ve Bir Şairin Doğuşu…

Değerli insanlardan ikincisi ise, Eşyanın Şairi olarak da bilinen ve biz genç nesillere onlarca eser bırakan, Türk şair ve yazar Sedat Umran hocam…Merhum Sedat Umran hocamın kendisi ile sözlü tarih çalışması yaptığım sırasında kendisine benzer soruyu yöneltmiştim. Bana cevaben aktardığı sözler ise şunlar olmuştu;

“Küçükken Kumkapı’dan taşınarak, annemin Erenköy’deki akrabalarından olan Said Paşa’nın köşküne yerleşmişiz. Yerleştiğimiz köşkün geniş bahçesi ve muhteşem bir görünümü vardı. Zaten bahçeli bir evde büyüyen bir çocuğun hayal dünyası çok geniş olur. Ben çocukluğumun bütün güzel günlerini o köşkte geçirdim diyebilirim.

sedat-umran-muzaffer-cevik
Şair Sedat Umran ve Muzaffer Çevik

Değerli dostlar, bu iki büyük insanın sözlerinden de anlıyoruz ki, bir insanların gelişiminde, doğanın ve yeşilliğin önemi azımsanmayacak kadar önemli. Bu arada Üstad Sedat Umran’nın hayat hikayesi ve şiirleri hakkında bilgi edinmek isteyenler “Sedat Umran İle Sözlü Tarih Çalışması isimli yazıma bir göz atabilirler…

Değerli dostlar işte bu duygu ve düşüncelerle yazıma son verirken, bizlere emanet olan çocuklarımızı ve gelecek nesillerimizi yarına hazırlamak veya bir anlamda yarınları hazırlamak bize düşen önemli görevlerimizdendir.

Lütfen sizde çocuklarınızı bu bilinç ve sorumlulukla eğitiniz, bu minvalde eğitilmeleri için gereken yönlendirmeleri yapınız. Son olarak faydası olduysa lütfen yazımızı paylaşınız…

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here