Dijital Kölelik ve Dijital Bağımlılığın Tedavisi Mümkün

0
380

Yeni Bir Tıp Literatürü “Dijital Bağımlık”

Öyle bir çağın eşiğindeyiz ki, dijital bağımlılık hastalığının pençesinde adeta zamanlar ve mekanlar üstü yaşıyoruz. Bilişim teknolojileri akıl sınırlarını zorlarken, mantığımıza muhalif her gün yeni bir icat çıkıyor ortaya.

İnsanoğlu hatlı minibüslerle seyahat eder gibi uzay seferlerine çıkıyor, adeta bir gezegenden diğer bir gezegene zıplıyoruz, aklımızın aciz kaldığı yerde, akıllı telefonlar yetişiyor imdadımıza, sanki bir bebek gibi yeniden keşfediyoruz hayatı, her şeye ama her şeye dokunmak istiyoruz ve en kötüsü de her şeye sahip olmak istiyoruz, akıl fakirliğimizi göz ardı ederek.

Kainatta yüzyıllardır aradığımız başka gezegenler ve başka canlılar bulamadık ama, dünyamız içinde kendimize farklı bir gezegen ortaya çıkardık, yüz yüze selamlaşamadığımız insanlarla sosyal medya ortamında arkadaş oluyor her yaptığını beğeniyoruz.

Yine aynı bilişim alanlarında yüzlerce arkadaşımız oluyor fakat gerçek hayatta yalnızlık yaşıyoruz, daha şimdiden nostalji fotoğraflarına bakıp o günlerdeki yaşantımıza gülüyoruz, “neymiş o günler” diyerek şaşırıyoruz sanki teknoloji bizden hiçbir şeyimizi almamış gibi…

Dijital Duygu Erozyonu Yaşıyoruz

Farkında mısınız bilmem ama artık bilim kurgu filmleri bizi hayrete düşürmüyor çünkü bizzat kurgulu bir bilimin  içinde yaşıyoruz hayatı, bu yüzden her şeye “neden olmasın ki” gözüyle bakıyoruz. O kadar çok görsel tekrarı yaşıyoruz ki, toplu insan ölümleri bile sıradan geliyor bize.

İşte bu yüzden topluca duygu erozyonu yaşıyoruz ve farkında olmadan kuraklaşıp gidiyor vicdanlarımız.

Beklide bu yüzden ağlayan insanlara “ne var ki bunda ağlayacak” deyip geçiyoruz kolayca. Bir çocuğun ölümü fotoğrafsal bir dram gibi geliyor, her felaketin, her afetin ciddiyetini bir resim karesinde arıyoruz, Yanı başımızdaki olayları bile sosyal mecralardan takip ediyoruz ve daha buna benzer bir sürü acınası insanlık hali…

Hızla gelişen yaşlı dünyamız, yaşam hafızasını bundan sonraki yıllarda dijital belleklere emanet edeceğe benziyor. Peki ya duygularımız…Hasret hissimiz, özlemlerin acısı, sarılmanın sıcaklığı, vefa borçlarımız…Onlarda mı dijital olacak? Bir mesajla bitirilen ilişkilere bakılırsa korkarım ki çoktan dijital bir köleye dönüşmüşüz bile.

“Dijitallik size kurgulanmış köleliği sunar”

Zaman zaman İnsanlığınızı sınamalısınız, uzaklaşmalısınız bir çok şeyden; Televizyonunuzdan, telefonunuzdan, dijital olan her şeyden, hatta size zamanı hatırlatan saatiniz den bile… Bütün bunlardan uzak yaşamak size huzursuzluk veriyorsa yani ben telefonsuz, internetsiz, yaşayamam diyorsanız yada kendinizi boşlukta hissediyorsanız şayet, o zaman İnsani durumunuzda çok ciddi sıkıntılar var demektir.

Ruh yapınız ve insani belleğiniz ciddi hasarlar almış demektir. Bu durumunuzun tedavisini dijital yaşamda aramayın, “dijitallik size kurgulanmış köleliği sunar” ve hiç’lik devrinde döner durursunuz kendi ekseniniz de.

Fakat insanlık namına kurtulmak istiyorsanız bu kodlanmış hayattan ve gerçeğe dönüş gerekiyorsa; ilk gördüğünüz insana selam verin, gülümseyin neden ve niye diye sormadan, bir el tutun, el sıkışın, sıkıca sarın annenizi sebep aramadan yeni doğmuş gibi, babanızın sesini duyun, bir çocuğun karşısında diz çökerek göz göze gelin.

Avuçlarınızı yapraklara sürtün, toprağın üzerinde yalınayak gezinin, bir merhaba diyin her hangi yaşlı birine, bir seferde trafikte siz yol verin başka insanlara, sesinizin çirkinliğine bakmadan en iyi bildiğiniz bir şarkıyı söyleyin, kafiyelerine aldırmadan bir şiir yazın, aklınıza hangi kelime gelirse.

Gözlerinizi kapatın ve güneşe doğru yumun gözlerinizi, kaldırın başınızı, kaldırın ruhunuzu, kaldırın İnsanlığınızı, kısa bir zamanda olsa kurtulun bu dijital dünyanın, sistematik köleliğinden

Kurtulun Bu “Hiç”lik Ekseninden…

Günde binlerce kez dijital ekranlarda gezdirdiğiniz parmaklarınızı, birde çocuğunuz veya annenizin yüzünde gezdirin…Olağan üstü bir duygu değil mi? Dijital bağımlılığınıza ara verin,  Çünkü hemen yanı başınızda İnsanlığınız sizi bekliyor…Sanal dünyadan sıkıldığınızda sığınacak bir huzur evi’niz olsun.

Huzur evi yaşlıların barındığı yerde olabilir, sizin huzur bulduğunuz herhangi bir yerde, önemli olan sizin huzur bulmanız. ama işin içine birazda sosyallik katmak fena olmaz zannederim. Dijital yaşamdan sıkılıp gerçek yaşam kaçamağı yapmak isteyenler için bulunmaz bir nimettir Darülaceze. Sanal görsellikten uzak teknolojik kirliliğe bulaşmamış gülüşler var bizde.

Ne acıdır ki, zaman bahanesi ile vefa yoksunu anneler-babalar’ da var. Hani şu elden ayaktan düşünce kendilerini düşkünler yurdunda bulan Anne ve Babalar…

Ne acı değil mi Elden ayaktan düşen Anne ve babalarımız var, ama elden düşürdüğümüz hiçbir teknolojik aletimiz yok, beklide ellerimizden teknolojik icatlar düşmediği için ebeveynlerimizi düşürüyoruz elden ve ayaktan.

Kendilerini evlatlarının kolları arasında bulamayanlar, düşkünler yurdunda buluyor.

 

uğur böceği

Önceleri “Darülaceze veya düşkünler yurdu” denilen bu yerler  şimdilerde biraz kibarlaştırılarak “huzur evi” adını alıyor.Ne acıdır ki her şeyin var olduğu bu âlemde onlar, hicran yurtlarında senede bir gün kendilerine uzatılacak çiçeklerle avunmaya çalışıyorlar. Huzur evi öyle mi…

İnsan nasıl huzurlu olabilir ki… Evlatsız, evsiz, kimsesiz, sessiz, nasıl huzurlu olunabilir ki. Bunca imkâna ve icada rağmen çoğu zaman bir arayanın bir soranın bulunmadığı yerler nasıl bir huzur’un evidir?

Biz kendi düşüncemizde bir huzur tasarlamışız; o kanadı kırık kuşların yuvasına “huzur evi” demekle gerçekten de huzurlu olacaklarını sanmışız. Orada çalışan gönüllü yürekler her şeyi verebilirler ama bir evladın kokusunu ve sıcaklığını asla…

darulaceze-huzurevi
Darülaceze’de Bir Yaşlı

Böylesi huzur evleri! gerçek insanlığımızla buluşacağınız yerlerdir, “Daha ne olsun, ne güzel yiyip içip yatıyorlar!”  mantığını bir kenara bırakıp, hayatın özünü yaşamak için Darülacezenin kapıları, özellikle bu Ramazanda ardına kadar açık beklemektedir.

yasli-kadin
yaşlı kadın

Kendinize Huzur Formatı Atın…

Satırlarıma son verirken bu yazıyı dijital bir cihazdan okuduğunuz biliyorum, sizde bu yazıdaki Darülaceze’nin gerçekte var olduğunu bilin isterim. Eğer günün birinde bilimin kurgusundan sıkılırsanız sizi, bize beklerim, unutmayın yanınızda sadece muhabbet olsun,girişte tüm cihazlarınızdan kurtulun…

Not: Bu yazı İstanbul Darülaceze müdürlüğü’nün çıkardığı Huzur İstanbul Dergisinde “Dijital Dünyanın Kirlenmemiş İnsanlarına” isimli başlıkla yayınlanmıştır.

Ayrıca Ziyaret Etmek isteyenler aşağıdaki linkleri kullanabilir. Emin olun ziyaret ettiğinizde “daha önce ben niye buraya gelmemişim diyecek ve ruhsal anlamda kendinize bir huzur formatı atacaksınız.

Okmeydanı Darülaceze Başkanlığı
Kayışdağı İstanbul Darülaceze Müdürlüğü

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazınız!
Lütfen isminizi buraya giriniz